Mademoiselle Dergisi Nasıl Yazılır? Bir Genç Yetişkinin Kafa Karışıklıkları
Ah, Mademoiselle dergisi… Hani şu kırmızı rujlu, elinde koca bir şampanya kadehiyle poz veren, entelektüel sohbetlerden sonra akşamları Fransızca şiirler okuyan o abla var ya, işte o! Peki, Mademoiselle dergisi nasıl yazılır? diye soruyorsanız, size hitap eden doğru kişi belki de benimdir. İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli espri yapan ama içten içe her şeyi fazlasıyla düşünen biriyim, bu konuda biraz fikir verebilirim.
Evet, biraz kafa karıştırıcı bir konudan bahsediyoruz. Mademoiselle dergisi dediğinizde, aklınıza şıklık, kültür, derinlik ve özgünlük geliyor olabilir. Ama bir de gerçeği var: Mademoiselle dergisi yazmak, kelimenin tam anlamıyla, beyninizi karmakarışık hale getirebilir. Hadi bunu bir gözden geçirelim.
Mademoiselle Dergisi Yazarken Neden Kendinizi Çelişmiş Hissediyorsunuz?
Mademoiselle dergisinin “saf” imajı var. Hani böyle, dergiyi açtığınızda birdenbire masanızda şampanya bardağı belirmiyor ama sanki bir masanın başında oturuyor, Fransızca şarkılar eşliğinde hayatı anlamlandırıyorsunuz. Ama bir yanda da kafanızda “Ben buradayım, ama nasıl bir şey yazmalıyım?” sorusu sürekli yankı yapıyor. Sizin iç sesiniz de devreye giriyor:
“Bir dakika… Acaba biraz fazla mı rahat yazıyorum? Yani, biraz fazla mı günlük yazıyım? Yoksa daha entelektüel mi olmalı? Ama dergi hâlâ benim olmalı, değil mi?”
Evet, işte tam da bu an. Mademoiselle dergisi yazarken içsel çatışmalar başlar. Ne kadar derin yazsanız da bir yerden sonra “Mademoiselle’lik” yapma sorusu kafanızı kurcalamaya başlar. Artık herkesin dergisi mi var? İnsanlar nasıl böyle derinlikli yazılar yazabiliyor? Ben de o insanlardan biri olabilir miyim?
Hedef Kitlenizi Tanıyın: Mademoiselle Dergisinin Okuyucusu Kim?
Hadi, bir adım geri atalım. Şimdi biraz araştırma yapalım. Mademoiselle dergisi, aslında çok geniş bir kitleye hitap etmez. Genellikle modern, entelektüel, rahat ama şık giyinen, hayatı bir miktar felsefi açıdan algılayan insanlar okur. Ama ne yazık ki bu kitlenin beklentilerini karşılamak, zor bir iş!
Dergi okurlarının arasında bir tür gizli sınav varmış gibi hissediyorum bazen. Yani, yazıyı o kadar düzgün yazmalısınız ki, derginin okuyucusu bir bakışta hemen “Hah, işte burada hayatı sorgulayan bir ruh var” demeli. Ama aynı zamanda esprili de olmalı, çünkü kimse sürekli ciddiyetle yaşamıyor, değil mi? Kısa bir örnek verelim:
—
(Düşünceli bir şekilde):
“Bazen öyle bir noktaya geliyorum ki… İki saat önce bir pizza söyledim, şimdi o pizzayı düşünerek hayatı anlamlandırmaya çalışıyorum. Çünkü pizza bana her şeyi hatırlatıyor: Birleşen tatlar, sıcaklık, parmaklarımın köşesinde kalan erimiş peynir. Sanki hayatımın anlamını buldum, pizza ile evren arasındaki ilişkiyi keşfettim. Şimdi, bu yazıya nasıl bir entelektüel derinlik katabilirim? Hmmm…”
—
O kadar derinleşiyor ki, hayatla ilgili her şeyi pizza üzerine kurgulamaya başlıyorsunuz. Ama işte, yazı birazcık da eğlenceli olmalı ki, okuyan kişi mademoiselle ruhunu hissedebilsin.
Hedefe Nasıl Ulaşırız?
Peki, Mademoiselle dergisi yazmak için aslında neye odaklanmalısınız? Gelişmiş bir kelime dağarcığına mı? Şık bir yazım tarzına mı? Yoksa biraz da özgünlüğe mi? İşte cevap: Hepsi bir arada!
1. Şıklık Ama Hafiflik
Bir dergi yazısının şık olması, ağır olmamalıdır. Hani bazen şöyle yazılar olur ya, insanın gözleri dolar: “Ve derken derin bir düşünce içine daldım, hayatın ne kadar kısa olduğunu bir kez daha hatırladım…” Hah, bu tip yazılarla aram hiç iyi değildir. Kimse o kadar ciddiyetle dergi okumaz. Ama, yazdığınızda şık bir izlenim bırakmalı, mesela:
“Bir kahve fincanının kenarındaki ince beyaz çizgi gibi hayat da ince bir sınırda ilerliyor. Bazen düşüncelerim o çizgide kayboluyor, ama yine de her yeni sabah o çizgiyi buluyorum.”
Evet, işte bu… Hem derin, hem de bir o kadar incelikli. Ama yazarken tamamen esprili de olabilirsiniz. Her şey yazarken kendiniz olmanızla ilgili.
2. Esprili Bir Anlatım
Hayat bu kadar ciddiye alınacak bir şey mi? Tabii ki değil. Ama Mademoiselle dergisi yazarken, sadece gülünç şeyler yazmak da size entelektüel bir hava katmaz. Bazen, kelimelerle oyun yaparak yazmak, akıcılığı artırır. Diyaloglara da yer verebilirsiniz. Mesela, bir sabah bir arkadaşınızla telefon görüşmesi yapıyorsunuz:
—
Ben: “Bir hafta boyunca bu yazıyı yazmaya çalışacağım, ama en büyük sorun şurada: ‘Mademoiselle dergisi nasıl yazılır?’ sorusu kadar karmaşık bir şey yok!”
Arkadaş: “Aa, hadi canım! Sen her konuda yazıyorsun, bir de bunu mu yazamayacaksın?”
Ben: “Ama işte Mademoiselle deyince, derin düşünmek gerek! Hani Fransızca ‘être’ fiilini hatırlamak gibi… Bir anlamı olmalı…”
Arkadaş: “Ya tamam, sen bir yazıya ‘être’ fiili koydun, ben yazıyı baştan alırım!”
—
Böyle kısa, şirin diyaloglar yazının havasını yumuşatır ve okurun sıkılmadan devam etmesini sağlar.
3. Sonuçta, Kendi Tarzınızı Yansıtın
En önemlisi, kendi tarzınızı yazıya yansıtmaktır. Ne de olsa, Mademoiselle yazıları da bireysel bir sanat formu gibidir. Herkesin yazma biçimi farklıdır. Kimi daha süslü ve ağır yazarken, bazıları kısa cümlelerle daha net anlatır. Sizin stiliniz de neyse, onu yazıya dökmek her zaman en iyisi olacaktır.
—
Sonunda Başladım Anlamaya!
Ve işte… Sonunda çözümü buldum. Mademoiselle dergisi nasıl yazılır? Bunu yazarken, ne kadar fazla düşünüp içsel çatışmalarla boğuşursanız, o kadar zor olur. Kendinizi sıkmadan, yazarken doğal akışınıza güvenerek… biraz espriyle, biraz derinlikle ve biraz da kişisel dokunuşla… yazabilirsiniz. Çünkü dergiler, son tahlilde sizin düşüncelerinizin özgürlüğüdür. Unutmayın, dergi yazmak, şıklığına ve zarifliğine rağmen bir tür kişisel açıklamadır.
Bana kalırsa, sadece yazın ve elinizden geleni yapın. Yani, sonuçta herkesin kendi Mademoiselle’i vardır, değil mi?