İçeriğe geç

Hacıbektaşın neyi meşhur ?

İzmir’den Yola Çıkıp “Hacıbektaşın neyi meşhur?” Sorusuna Düşmek

İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım ve hayatımın büyük kısmı “Ege’nin rüzgârı insana ne yapar?” sorusunu cevaplamaya çalışmakla geçti diyebilirim. Bir gün arkadaş grubunda otururken konu yine klasik rotasına girdi: “Hafta sonu nereye kaçıyoruz?”

Ben de o an, hiç plan yapmadan konuşmanın verdiği cesaretle, sanki haritada işaret parmağımı gezdiriyormuşum gibi:

“Abi Hacıbektaş’a gidelim mi?”

Sessizlik.

Sonra biri:

“Orası neresi?”

Ben:

“…Güzel bir yer işte.”

Ve işte o an hayatımın dönüm noktası oldu. Çünkü herkesin yüzünde aynı soru vardı:

Hacıbektaşın neyi meşhur? (Ve Ben Neden Bunu Bilmiyorum?)

İşte bu soru, beynimde küçük bir Google sekmesi gibi açıldı ve kapanmadı. Hacıbektaşın neyi meşhur? sorusu, bir anda sadece coğrafi bir merak olmaktan çıktı; varoluşsal bir krize dönüştü.

“Ben 25 yaşındayım ve Türkiye’de bir ilçeyi bilmiyorum… Bu normal mi?” diye iç sesim bağırırken dış sesim gayet rahat:

“Yaa gideriz ya, kesin güzeldir.”

Sonra interneti açtım. Ve öğrendim ki Hacıbektaş, öyle “gidip fotoğraf çekip dönmelik” bir yer değilmiş. İçinde tarih, kültür, inanç ve biraz da “insan burada neden daha önce gelmedi?” hissi varmış.

Ama en önemlisi: gerçekten Hacıbektaşın neyi meşhur? sorusunun cevabı düşündüğümden çok daha derinmiş.

Hacı Bektaş Veli: Bir İlçeden Fazlası

İlk öğrendiğim şey şu oldu: Hacıbektaş sadece bir ilçe değil, Hacı Bektaş Veli’nin mirasıyla yaşayan bir kültür merkezi.

Bunu okuyunca iç sesim şöyle dedi:

“Tamam, sen İzmir’de deniz kenarında otururken adamlar burada tarih yazmış.”

Hacı Bektaş Veli, Anadolu’nun en önemli düşünürlerinden biri. Hoşgörü, insan sevgisi, eşitlik gibi kavramları yüzyıllar önce dile getirmiş. Ben o sırada hâlâ “kahve mi çay mı?” kararını veremiyorum.

Arkadaş grubuna döndüm:

“Biliyor musunuz Hacı Bektaş Veli var ya…”

Biri araya girdi:

“Abi biz sadece nereye gideceğiz onu soruyoruz.”

İç ses: “Kimse seni ciddiye almıyor çünkü konu dağıttın.”

Hacı Bektaş Veli Müzesi: Sessizliğin İçinde Bir Hikâye

Hacıbektaş’a gidenlerin en çok gördüğü yerlerden biri Hacı Bektaş Veli Müzesi. Burası aslında eski dergâh alanı.

Düşünün: taş duvarlar, avlular, sessizlik… İzmir’deki gibi “abi müzik açsana” ortamı yok. Orada sessizlik bile anlamlı.

Ben bunu hayal edince kendi kendime dedim ki:

“Ben burada 10 dakika susabilir miyim?”

Sonra dürüst cevap:

“Muhtemelen 45 saniye sonra telefon açarım.”

Ama gerçek şu ki, Hacıbektaşın neyi meşhur? sorusunun en güçlü cevaplarından biri burası. Çünkü tarih sadece anlatılmıyor, hissediliyor.

Çilehane: İnsan Kendi İçine Ne Kadar Gidebilir?

Çilehane kısmını okuyunca biraz gerildim. Çünkü “çile” kelimesi bile İzmir’de genelde trafikle ilişkilidir.

Ama Hacıbektaş’ta çilehane, inziva ve düşünme alanı.

İç sesim hemen devreye girdi:

“Sen 10 dakika yalnız kalınca bile Spotify açıyorsun.”

Haklıydı.

Yine de düşününce garip bir saygı oluşuyor insanda. İnsanların kendini bulmak için dağa, taşa, sessizliğe gitmesi… Bizim ise “Wi-Fi var mı?” diye sormamız…

Hacıbektaşın neyi meşhur? Leblebi mi, Tarih mi, Yoksa Ruh Hali mi?

Gelelim en eğlenceli kısma. Çünkü Hacıbektaş sadece ciddi bir yer değil. Aynı zamanda gündelik hayatın içinde çok tatlı detaylar da var.

Mesela leblebi.

Evet, yanlış duymadınız.

Hacıbektaş Leblebisi: Küçük Ama Efsane

Hacıbektaş denince akla gelen şeylerden biri de leblebi. Hani şu çayın yanında “bir tane daha alayım ya” diye diye yarım paket bitirdiğimiz şey.

Ben bunu öğrenince arkadaş grubuna döndüm:

“Bakın oranın leblebisi meşhur.”

Arkadaş:

“İzmir’den leblebi için mi çıkıyoruz?”

İç ses:

“Evet. Bazen hayat böyle anlamsız güzelliklerle dolu.”

Gerçekten de Hacıbektaş leblebisi Türkiye’de bilinen bir lezzet. Basit ama karakterli. Tıpkı bazı arkadaşlar gibi: çok konuşmaz ama ortamı taşır.

Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Etkinlikleri

Her yıl düzenlenen anma etkinlikleri de Hacıbektaş’ın önemli parçalarından biri.

Orada insanlar sadece bir etkinliğe gitmiyor, bir kültürü yaşıyor.

Ben bunu okuyunca düşündüm:

“İzmir’de biz en fazla konser bitince döner yiyoruz.”

Orada ise durum daha derin.

İç ses:

“Sen en son hangi kültürel etkinliğe ‘gerçekten katıldın’?”

Cevap: Sessizlik.

Atatürk Evi: Tarihle Göz Göze Gelmek

Hacıbektaş’ta Atatürk Evi de var. Bu da bölgenin tarihsel önemini artıran noktalardan biri.

Ben bunu görünce bir an düşündüm:

“Atatürk burada olmuş… Ben aynı ülkede yaşıyorum ama hâlâ kahvaltıda ne yiyeceğime karar veremiyorum.”

Hayat bazen böyle küçük yüzleşmelerle dolu.

İzmirli Bir Gencin Hacıbektaş Hayali

Bir an hayal kuruyorum.

Otobüsteyim. İzmir’den çıkmışım. Yanımda çekirdek çitleyen bir amca var. Camdan bakıyorum. İç ses konuşuyor:

“Sen gerçekten gidiyor musun?”

Ben:

“Evet.”

İç ses:

“Planladın mı?”

Ben:

“Hayır.”

Ve işte tam bu noktada Hacıbektaşın neyi meşhur? sorusu artık bir Google araması değil, bir yolculuk motivasyonu oluyor.

Küçük Bir Sohbet: Ben ve Otobüsteki Ben

Ben 1: “Oraya gidince ne yapacağız?”

Ben 2: “Bilmiyorum.”

Ben 1: “Ama yazı yazacaktın.”

Ben 2: “Evet ama önce leblebi yiyeceğiz.”

İç ses:

“Sen çok plansızsın.”

Haklı.

Hacıbektaşın Neyi Meşhur? Sadece Bir Cevap Değil, Bir Hâl

Bütün bunları düşündükten sonra şunu fark ettim: Hacıbektaşın neyi meşhur? sorusunun tek bir cevabı yok.

Evet:

Hacı Bektaş Veli’nin öğretileri

Hacı Bektaş Veli Müzesi ve dergâh

Kültürel etkinlikler

Leblebi

Sessizlik

Tarih

Ama aslında daha fazlası var.

Bir yerin meşhur olması bazen “çok turist gelir” demek değil. Bazen “insan kendini düşünür” demek.

Ben İzmir’de büyümüş biri olarak bunu biraz geç fark ettim. Bizde deniz var, güneş var, kahkaha var. Orada ise biraz daha içe dönüş var.

Ve ikisi de gerekli.

Son Bir Sahne: Arkadaş Grubuna Dönüş

Arkadaşlara tekrar dönüyorum:

“Beyler Hacıbektaş’a gitsek aslında fena olmaz.”

Biri:

“Orada ne var?”

Ben, artık daha olgun bir ses tonuyla:

“Tarih var, kültür var, leblebi var…”

Biri:

“Abi sen aç mısın?”

İç ses:

“Evet. Ama sadece mide değil.”

Finalde Kafamda Dönen Tek Şey

Hacıbektaşın neyi meşhur? sorusu artık bir internet sorusu değil benim için. Biraz merak, biraz saygı, biraz da “ben neden daha önce bilmiyordum?” hissi.

İzmir’de otururken bile insanın aklı bazen uzaklara gidiyor ya… işte o uzaklardan biri de artık Hacıbektaş.

Ve garip şekilde, içimde küçük bir cümle yankılanıyor:

“Bir gün oraya gidilecek.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet