İçeriğe geç

Dava Adami kimdir ?

Dava Adamı Kimdir? Herkesin Tanıdığı O Ama Kimse Anlamaz

Dava Adamı: Bir Efsane, Bir Fenomen

Dava adamı… Bu kavram ne kadar sıradan geliyorsa, o kadar da gizemli. Adını duyduğumuzda bir anda bir şeyler oluyor, içimizde bir çalkantı başlıyor. O, öyle bir insan ki; etrafında hep bir huzur varmış gibi durur ama tam da o an kafamızda binlerce soru belirir: “Dava adamı kimdir?” Hani bizim, günümüz insanının bilmediği ama içsel olarak pek de yabancı olmadığı bir karakter. İşte ben, 25 yaşında, İzmirli bir genç yetişkin olarak, tüm bu karmaşık dünyada bu soruyu irdelemeye karar verdim.

Evet, bu yazıyı yazarken elbette ki yine “arkadaşlar da nasıl güler, ne der?” diye düşünüp, esprili bir tarzda gideceğim. Ama içeride bir başka ben var, o da işin asıl ciddiyetini düşünüyor. Kısacası, mizah ve derin düşünceyi harmanlayıp, “Dava adamı kimdir?” sorusunun cevabını vermek, biraz da kafamı dinlendirmek istiyorum. Hadi, bakalım.

Dava Adamı: Sürekli Mahkemede, Ama Hiç İkinci Kez Gitmiyor

Bir dava adamı gördüğünüzde, ne hissettiğinizi tam olarak tanımlayamayabilirsiniz. Çünkü o insan, sürekli dava açan biri olarak tanımlanabilir. Ancak, bir yandan da “ama ben böyleyim işte” diyen ve her konuda bir dava açma potansiyeline sahip olan kişi, hayatında hiç mahkemeye gitmemiştir. Ona dava adamı diyoruz çünkü her zaman bir konuya sahip ve en nihayetinde o konuyu gündemde tutmayı başarıyor.

Evet, tıpkı bir zamanlar sosyal medyada paylaşılan, “Benim de dava adamım” diyenlere benzeyen biri var karşımızda. Ya da daha doğrusu, ona bakıp da “Allah’ım, bu adam gerçekten yaşamıyor mu?” diye düşündüğünüz, her daim dava açma konusunda hazır bir insandır.

Kendimi de düşündüm bir an… Belki ben de bir dava adamıyım, farkında olmadan. Her konuda neden bir görüşüm olduğu konusunda o kadar yoğun düşünüyorum ki, bir nevi dava adamı olabilirim. Hani bu konuda, saatlerce konuşabileceğim kadar ciddi ve bilgiçim de ya, aklımdan geçiyor bazen. Ama neyse ki sadece etrafımdakiler değil, ben de farkında değilim.

Örnek: “Haksızlığa Uğradım!”

Geçenlerde, arkadaşlarla kafede oturuyoruz. Bir anda, bir arkadaşım yemek siparişi verdiği sırada garson yanımıza gelip “Yalnız, tatlı siparişi verirken menüdeki o dondurma kalmadı, bir şey alabilir misiniz?” dedi. Bizim dava adamı, hemen bu fırsatı değerlendirdi:

Dava Adamı: “Ne demek tatlı kalmadı? Haksızlık bu! Hem de İstanbul’dan tatlı getirecekler diye o kadar ümitlendik. Hadi canım!”

Ben: “Abi, tatlı kalmadığına göre tatlıyı unutalım, sadece keyfimize bakalım. Herkesin hayatında böyle sürprizler var.”

Dava Adamı: “Hayır, bunu yasal olarak çözmemiz lazım. Tatlı yoksa, moral bozukluğu tazminatını kim ödeyecek?”

Bunu o kadar ciddi söylüyor ki, bir anda havada bir dava kokusu alıyorsunuz. Dava adamı, öyle bir insandır işte; bazen hiçbir sebep yokken, tüm sorunlara karşı mahkemeye çıkacakmış gibi bir tavır sergiler. Yani aslında, çok fazla olayın üstünde durmaz, ama “haksızlık” denildiğinde birden “dava açma” ruhu uyanır.

Dava Adamı ve Sosyal Medya: Bir Adalet Savaşçısı

Şimdi gelelim sosyal medyaya. Dava adamı, sanal dünyada adaletin de savaşçısıdır. Yani, normalde mahkemeye gitmeyen ama sosyal medyada her konuda dava açmaya hazırlanan bir insan. Her gördüğü yanlış paylaşımı düzeltmeye çalışır, her gördüğü adaletsiz durumu bir anda gündeme taşır. “Bu adaletsizlik susmaz, hemen paylaşalım!” derken, çoğu kez bir “hashtag” açmayı bile ihmal etmez.

Bir düşünün, geçenlerde sosyal medyada bir video gördüm. Dava adamı, bilmem kaçıncı kez “Zalimler için yaşasın cehennem” tarzı paylaşımlar yaparak, adaletin hep yerini bulmasını bekliyordu. Herkes eğlenceli bir şekilde onun paylaşımlarına tepki verirken, o hala “Benim mücadelem bambaşka” diyor ve sosyal medya üzerinden dünyayı kurtaracağını düşünüyor.

Beni düşündüren ise şu: Dava adamı kimdir? Belki de, bizler her konuda aynı şeyi yapıyoruz ama farkında değiliz. Bu küçük ekranlar, büyük davaların arenası haline gelmiş durumda. Ama tabii gerçek mahkemelere gitmek bir yana, kimse işin içine derinlemesine girmiyor. Herkes sadece sosyal medyanın avukatlığıyla yetiniyor.

Bir Diğer Komik Anı

Bir arkadaşımın doğum günü partisindeydik. Dava adamı yine iş başındaydı. Zaten her konuda konuşmaya bayılırdı. İşte o parti sırasında, bir arkadaşımız “Bu yaşa nasıl geldik” diye espri yaptı. Dava adamı hemen elini kaldırarak, ciddi bir şekilde konuşmaya başladı:

Dava Adamı: “Herkes burada soruyor ya, ‘Yaşlar nasıl geçti?’ İşte bu, toplumsal bir sorun! Niye hiç kimse zamanında çığlık atıp, bu yaşa gelmemek için hukuki haklarını savunmadı?”

Ben: “Abi, bu gerçekten de bir dava konusu mu?”

Dava Adamı: “Bence kimseye yıllarını helal etmiyorum. Tazminat istiyorum!”

Tabii biz de her zamanki gibi gülüp geçtik. Ama düşününce… Acaba onun dediği gibi, her konuda gerçekten bir dava açılabilir mi? Kim bilir, belki de her problem için yasal bir çözüm aramak bazen insanın düşüncelerine faydalı olabilir. Ama fazla da abartmamak gerek tabii.

Dava Adamı: Hayatını Konuşturmak

Dava adamı kimdir? Tam olarak biri, etrafındaki her türlü haksızlıkla mücadele eden, sosyal medya üzerinden adalet dağıtan ve ama asla mahkemeye gitmeyen kişidir. Genelde en küçük olaylarda bile dava açmaya meyillidir. Ama biraz da herkesin bildiği bir gerçektir: Bu tip insanlar, etrafındaki küçük huzursuzlukları bile büyüterek her konuda bir “adalet savaşçısı” olurlar.

Şimdi ise ben de içimdeki dava adamını küçücük bir sorgulama yaparak, hayatımı bir düzene koymaya çalışıyorum. Belki de bazen dava açmak, düşüncelerimize meydan okumanın başka bir yolu olabilir. Ama şunu biliyorum ki, hayat bu kadar ciddi değil. Sonuçta, en iyi dava, bazen sessizce gülüp geçmektir.

Ve tabii… Bazen her konuda “Dava açılmalı!” demek, kendimize biraz daha fazla gülmemize neden olabilir. O zaman biz de kendimize soralım: “Dava adamı olmak gerçekten adalet mi getiriyor?” Yoksa sadece boş bir takıntıya mı dönüşüyor?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet